Palyaçoyu kim güldürsün? Gökhan ÖZCAN


Hayat omzunda madalya biriktiredursun; ölüm bir bir söküyor rütbelerini.

Ortada ciddi bir adam, etrafında yüzlerce palyaço; ona arsızca gülüyorlar.

Bu zamanın insanının duygu halini tersyüz etmek istiyorsanız; parantezin baktığı yönü değiştirmeniz kâfi...

Bütün bir şehir, işini gücünü bırakmış pencerede dalıp giden o adamı sessizce seyrediyordu.

'Artık hiçbir şeyden zevk alamıyorum!' dedi biri. 'Zevksizlik böyle başlar' dedi gülümseyerek diğeri.

Uzmanlar, hayalleri kırılan bir insanın neden onları yapıştırmayı hiç denemediğini ne zaman araştıracak?

Bir sabah evinden çıkan ve bir daha kendisinden haber alınamayan nice güzel düşler var!

Bayat ekmeklerin bile kendilerini ısıtacak tost makineleri var, soğumuş insanlıkları kim ısıtacak?

Bütün bu donmuş kalpleri mikrodalgaya atsak acaba buzları çözülür mü?

Bir dilim kızarmış ekmeğe önce bir kat mis gibi tereyağı süresim, ardından bir kat bal döşeyesim ve sonra da üstüne uzanıp bir güzel uyuyasım var.

'Ben bir şey sorduğumda bana cevap ver!' dedi öfkeyle biri. 'Hayır' dedi hiç umursamadan diğeri, 'Ben bir cevap verdiğimde soruyu sen bul!'

'İçim içime sığmıyor' demişti küçük mısır tanesi, tavada kendi 'bigbang'ini yaşamadan az önce.

Herkesin sürekli kısa cümleler kurmamızı istemesi, tahminim o ki ödenek azlığından...

Satırın nerede sona erdiğini bir türlü aklında tutamadığı için hızını alamayıp sürekli aşağıya düşüyordu.

'Benim kalbimde size her zaman bir yer vardır' dedi biri. 'Kimseyi sıkıştırmak istemem!' dedi diğeri.

Süper kahramanların sürpriz yumurtalardan çıktığı bir çağdayız, ne bekliyordunuz!

'Anne ben uçmak istemiyorum!' dedi küçük kartal yavrusu. 'Sana kaç kere o deve kuşu yavrularıyla oynama diye söyledim!' diye çıkıştı anne kartal.

Şunu da bir düşünün; her gün yanlışlıkla kendisine sapan onlarca öfkeli insan karşısında bir çıkmaz sokak ne hisseder?

Penguenleri takdir ediyorum, asla formalarına reklam almıyorlar.

Bugün işyerinde sümen altından su yürütmeyi ve suyun üstünde minik kağıt kayıklar yüzdürmeyi deneyeceğim.

Sadece 'Sn çk svyrum' diye yazdı; sürümden kazanabilmek için...

'Artık bu hayata katlanamıyorum!' dedi umutsuzca portatif masa...

'Bilmezdim kelimelerin bu kadar güzel/insanlarınsa kifayetsiz olduğunu' dememişti sanki şair...

Biri çok yavaş konuşan toplam kırk kişiydik; hayallerimizi anlattık, kırkbir dakika sürdü.

'Söyleyecek bir şeyleri olsaydı' dedi meczup, 'bu kadar çok konuşmazlardı!'


Yorumlar
Uzm.Klinik Psk.Gülşah AKÇAY CİVRİZ