Tüketici için en faydalı dönem: Erdoğan dönemi

Seçimler yaklaşmakta. Vaatler vaatleri kovalamakta. Tüketicilerin ekonomik çıkarları doğrultusunda kendilerine en çok fayda sağlayan siyasal kuruluşu tercih etmeleri akıllı olmak ilkesinin gereğidir. Tüketici seçmenler için, bugün Tüketici Politikaları Tarihimize bir giriş yaparak Açık Görüş okuyucularını bilgilendirmek istiyorum.
 
Bayram Kısıklı - Türkiye Tüketicileri Koruma ve Eğitim Vakfı Başkanı
Olumsuz dönemler:a)1923-1950 Tek parti: 1923’te Türkiye’nin toplam üretimi GSMH Gayri Safi Milli Hasılası 577 milyon dolar ve kişi başı tüketim/alım gücü GSMH 45 dolardır. Totaliter Avrupa kopya edilmiş ve Türkiye’de Padişahlık gibi "Ebedi Şef+Milli Şef+Tek Parti CHP” diktatörlüğü (Padişahın yerine silahlı bürokrasi geçti.) kurulmuştur. 13 milyon nüfusun % 15’i kentlerde, % 85’i köylerdedir ve köyden kente gelmek yasaktır. 1911-1922 savaşlarında meslek ustaları ve mühendisler kalmadığı gibi şehirlerde üretim yapan fabrika/atölye/işyeri yoktur. Avrupa gibi sanayi üretimi ile gelişmek yerine, güvenlik gerekçesiyle fiziksel varlığı korumak için kültürel varlık olan İslam kimliği feda edilmiş ve hızla Avrupalı gibi giyimle görünmek esas alınarak yöneticilere ‘modern, ilerici, Batılı, güzel’ ve geleneksel milli kıyafetler içindeki halka ‘gerici, dindar, yobaz, çirkin’ denilerek bir ‘kültürel devrim’ gerçekleştirilmiş ve özellikle kadın giyim tüketimi üzerinden Müslüman halk aşağılanmaya başlanmıştır.
Demokrasi ve insan hakları, direkt oy vermek, seçmenin seçim sandığına giderek, istediği partiyi seçme hakkı yoktur. İkinci Seçmen (Sadece devlet memurları ve yerel ileri gelenler tüm halk adına oy vermektedir.) sistemiyle, vatandaşın önüne seçim sandığı konulmadan seçimler yapılmakta, sadece CHP’ye zorla oy verdirilmektedir. İletişim sadece kentlerde çok az sayıda yönetimin kontrolü ile basılan gazetelerle yapılmaktadır. Valilerin hem CHP İl Başkanı hem Belediye Başkanı olarak ithal edilen gazyağı ve şeker gibi tüketim ürünlerini sadece şehirlerde karne ile sattığı, % 15 kentlinin büyük mutluluk, 3 karaya (öküz, lastik, saban) mahkum % 85 köylünün büyük kıtlık yaşadığı diktatörlükte, insanların hiçbir hakları yoktur ve sadece Kutsal Devlete karşı görevleri vardır. Şikayet etmek veya devletin hizmetlerini eleştirmek devleti kötülemektir ve vatana ihanettir.  Atatürk öldüğünde Türkiye’de otomobil sayısı 5713 (ABD’de 1940’da 50 milyon) adettir.  
 
1945’te İkinci Dünya Savaşı sonrası dünya değişmiş ve Rus işgali korkusu nedeniyle hızla kucağına sığınılan ABD, Türkiye’nin hemen demokrasiye geçmesini istemektedir.  Halkın kendi kendini özgürce örgütlemesi olan Demokrasi, silahlı bürokrasimiz için yeni tehlikedir. Çünkü demokrasi var diye Türkiye’de çoğunluğu oluşturan Müslüman halkın özgürce siyasal örgütlenmesini kabul etmek, şimdiye kadar yapılanları reddetmek ve kurdukları yönetimi kaybetmektir. CHP içinden Demokrat Parti’nin kontrollü doğuşuyla yumuşak bir geçiş yapılmış ve Türkiye Marshall yardımı kapsamına alınmıştır. 1949’da toplam üretim GSMH 3.240 milyon dolar ve kişi başı tüketim/ödeme gücü GSMH 159 dolar, toplam motorlu araç sayısı 32.600 olmuştur. Tarihte ilk kez seçme hakkını kullanarak 14 Mayıs 1950’de özgür ve serbestçe oy kullanan Türkiyeli seçmenler, CHP’nin 27 yıllık tek parti diktatörlüğünü yıkmış, milli iradenin ve demokrasinin kapılarını açmıştır. Özgür oylarıyla yönetimin değiştiğini gören halkımız serbestçe oy vererek yönetimi seçme hakkını çok sevmiştir. 
 
b)1978-1979 Ecevit dönemi: En basit temel insani tüketim ihtiyaçları olan akaryakıt, sigara, gazyağı, zeytinyağı, margarin, tüp gibi ürünler piyasada bulunamamıştır. Fiyatlar % 100’ün üzerinde birkaç kez artmış, aylar boyunca saatlerce kuyrukta bekleyerek ürünler satın alınmaya çalışılmıştır. Temel tüketim ürünlerini kara borsadan satın alan ve ödeme/alım güçleri azalan seçmenler Ecevit hükümetini 1979 ara seçimlerinde yönetimden uzaklaştırmıştır.
c)1992-2002 Hizmet yerine yolsuzluk dönemi: Doğru Yol Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Demokratik Sol Parti, Anavatan Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi koalisyonları ülkeyi yerinde saydırmış ve adeta durdurmuştur. 1999’daki büyük deprem ülkemizin çok kötü yönetildiğini ortaya koymuştur. 2000’de 67.8 milyon nüfusun % 65’i kentlerde, % 35’i köylerdedir. 2001 büyük ekonomik krizi ile Türkiye, tüm nüfusumuza büyük küçük 66 milyon herkese 1.000 dolarlık birer bilgisayar alacak kadar bankacılık sektörü eliyle soyulmuştur. Milyonlarca vatandaş, tüketim ve ödeme güçlerini kaybetmiş ve idam ilmiği gibi banka borçları altında inim inim inleyerek imha edilmiştir. 2001’de (1991 kişi başı tüketim/alım gücü GSMH verilerine dönülmüştür.) vatandaşın tüketim/alım/ödeme güçlerinin bir günde 100’den 0’a düşmesiyle hızla tüketici hakları kimliği gelişen seçmenler, hem iktidardaki koalisyon partilerini hem de muhalefetteki liderleri 3 Kasım 2002 seçimlerinde ortadan kaldırmıştır. 
 
Olumlu dönemler: a)1950-1960 Menderes dönemi: Kentlerde at arabası ile ulaşım sağlanmakta, sedirlerde oturulmakta ve yer sofralarında yemek yenilmektedir. Köylerde tek ulaşım aracı, taş devrinden kalma öküz kağnısıdır. Kara öküz gücüyle tarım üretimi yapılan köylerde tahta kaşık kullanılmakta ve çatal bilinmemektedir. 
 
Vatandaşa hizmet dönemi
 
İlk kez vatandaşa hizmet dönemini Demokrat Parti başlatmış ve büyük kıtlıktan çıkılmıştır. Traktörle kara öküzden kurtulma savaşı verilmiş, kentlerde iş imkanları ve köylerde traktörleşme ile kentlere hızlı göç başlamıştır. İletişim gazete, radyo ve çok az telefonla yapılmaktadır. 1959’da toplam üretim GSMH 15.687 milyon dolar ve kişi başı tüketim/alım gücü GSMH 583 dolardır. 1960’da 28 milyon nüfusun % 25’i kentlerde, % 75’i köylerde yaşamaktadır. 42.100’ü traktör ve 45.467’i otomobil olarak motorlu taşıt sayısı 123.000 olmuştur. Tüketim/alım/ödeme gücü artan seçmenlerin 1950, 1954 ve 1957’de üç dönem üst üste oy verdiği birinci hizmet dönemi 27 Mayıs 1960 darbesiyle sona ermiştir. 1961’de darbenin küçülttüğü ülkemizde kişi başı tüketim/ödeme gücü GSMH 194 dolara düşerek 10 yıllık demokrasi ve ekonomik kazanç yok edilmiştir.
 
b)1965-1980 Demirel dönemi: Adalet Partisi ikinci hizmet dönemini başlatmıştır. Kentlerde iş imkanları ve köylerde traktörleşme artmıştır. 1970’te 35.6 milyon nüfusun % 35’i kentlerde, % 65’i köylerdedir. 106.000’i traktör ve 138.000’i otomobil olarak motorlu taşıt sayısı 300.000 olmuştur. Tüketim/alım/ödeme gücü artan seçmenlerin 1965 ve 1969 seçimlerinde üst üste iki kez oy verdiği ikinci hizmet dönemi 12 Mart 1971 darbesi ile bitmiştir. Ankara, İstanbul, İzmir adeta köylülerce işgal edilmiştir ve varoşlarda kendi çabalarıyla kentlileşmeye çalışmaktadırlar. İspirtolu gaz ocaklarının yerini tüp gaz almış ve evlere buzdolabı yerleşmiştir. Vatandaş taksitle Hacı Murat ve Renault otomobil sahibi olmaya, 1970’lerin ikinci yarısında hızla televizyonla iletişim ve tüketim artmaya, sedirin yerini çekyatlar ve koltuk takımları almaya, yer sofrasından yemek masasına geçiş başlamıştır. Parası ve torpili olanlar evlerine telefon alabilmekte ve halk parasını ödediği telefon için 5 yıl beklemektedir. 1980’de toplam üretim GSMH 67.457 milyon dolar ve kişi başı tüketim/ödeme gücü GSMH 1.539 dolar, 352.427’si traktör ve 742.252’si otomobil olarak motorlu taşıt sayısı 1.696.681 olmuştur.
 
c)1984-1991 Özal dönemi: 12 Eylül 1980 darbesinin küçülttüğü ülkemizde, Anavatan Partisi üçüncü hizmet dönemini başlatmıştır. Liberal politikalarla ekonomi dışarıya açılmış ve varoşlar hızla kentleşmeye başlamıştır. Kentlerde iş imkanları artmış ve köylerde traktörleşme tamamlanmıştır. 1985’te 50.6 milyon nüfusun % 53’ü kentlerde, % 47’si köylerdedir.  Çamaşırlar makinelerle yıkanmaya ve evlerde telefonla konuşmalar başlamıştır. İkinci TV kanalı ve fax ile birlikte gelişen iletişim, vatandaşın tüketici kimliğini doğurmaya başlamıştır. 1991’de toplam üretim GSMH 149.156 milyon dolara ve kişi başı tüketim/alım gücü GSMH 2.621 dolara, 794.651’i traktör ve 1.864.344’ü otomobil olarak motorlu taşıt sayısı 4.101.875’e ulaşmıştır. Seçmenlerin tüketim/alım/ödeme güçleri arttığı için 1983 ve 1987’de üst üste iki kez oy verdiği üçüncü hizmet dönemi 1991’de bitmiş ve Türkiye, 2002’ye kadar koalisyonlar ile adeta donup kalmıştır.
 
d)2003-2014 Erdoğan dönemi: 2002’de toplam üretim GSMH 182.564 milyon dolar ve kişi başı tüketim/alım gücü GSMH 2.598 dolar, 1.180.127’i traktör ve 4.600.140’ı otomobil olmak üzere motorlu taşıt sayısı 8.655.170’dir. AK Parti dördüncü hizmet ve Avrupa’daki demokratik (insan/tüketici) hakları ve özgürlükleri ülkemizde (80 yıldır sadece kadın dış giyimi ile Avrupalı gibi olalım diye devlet terörü estirenler, 2004’te Avrupa Birliğine üye olmaya yani gerçek Avrupalı gibi kaliteli mal ve hizmet üretip demokratik hak ve özgürlüklerle yaşamaya karşı çıktı.)  kurumlaştırma dönemini başlatmıştır. Tayyip Erdoğan, Atatürk’ün modernleşme ‘kültürel devrim’ projesinin, AB ile bütünleşerek ‘ekonomik, sosyal ve teknik devrim’ boyutunu ‘sessiz devrimler’ ile tamamlamaktadır. Artık devlet değil insan kutsaldır ve insan devlet için değil, devlet insan içindir. Demokratik haklar, tüketici/insan hakları mevzuatları AB gibi kurumlaştırılarak, gardiyan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, vatandaşlara sürekli hizmet için yapılandırılmış ve hizmetçi devlet olmuştur. Adalet, güvenlik, enerji, su, iletişim, yol, okul, sağlık, bankacılık ve sigortacılık gibi devlet hizmetleri bilgi teknolojileriyle tüketicilere daha kaliteli sunulmaktadır. İletişim teknolojileri ile Türkiye, küresel ekonominin büyüyen parçası olmuş ve tarihimizde görülmemiş çok sayıda çevredeki insanlar, büyük bir başarıyla merkeze taşınmıştır. Türkiye bugün daha iyi giyinen, daha sağlıklı beslenen, daha kaliteli konutu, otomobili, bilgisayarı, interneti, akıllı telefonu, evinde tüm elektrikli eşyaları olan daha çok modern tüketici ailelerden oluşmaktadır. 2014’de 1.619.270’i traktör, 9.857.915’i otomobil olmak üzere motorlu taşıt sayısı 18.828.721 adeti geçmiş ve Başbakan Erdoğan döneminde motorlu taşıt sayısı 10 milyon adetin üzerinde artmıştır. 2014’te 77 milyon nüfusun % 80’i kentlerde, % 20’si köylerde yaşamakta olup toplam üretim GSYH 800 milyar doları ve kişi başı tüketim/alım/ödeme gücü GSYH 10.000 doları geçmiştir.
 
En faydalı dönem: Dünyada geçerli tek paradigma tüketici (kutsal insan) odaklı olmaktır. Türkiye artık bir tüketim/tüketici toplumudur ve tüketici odaklı yönetilmektedir. AB Tüketici Hakları Direktifi, 6502 sayılı Yeni Tüketici Kanunu ile kurumlaşmış, Almanya ve Fransa’daki gibi haklarla donatılmış güçlü tüketicilerle Tüketici Devrimi önümüzdeki günlerde başlayacaktır. 
 
Sürekli hizmet üretebilme kabiliyeti ile en önemli ekonomik grubun tüketiciler olduğunu bilerek Avrupa’daki insan/tüketici haklarını Türkiye’ye getirdiği, hem tüketici memnuniyetini hem de tüketim/alım/ödeme güçlerini arttırdığı için tüketici seçmenler; 2002, 2007, 2011 milletvekili seçimlerinde, 2004, 2009, 2014 yerel yönetim seçimlerinde, 21 Ekim 2007 Cumhurbaşkanını Halk Seçmeli referandumu, 12 Eylül 2010 Anayasa referandumu ve 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde  dokuz kez üst üste oy verdiği Tayyip Erdoğan’ı, kendilerine en faydalı olan lider görmüştür.
 
bayramkisikli@gmail.com
http://haber.star.com.tr/acikgorus/tuketici-icin-en-faydali-donem-erdogan-donemi/haber-1031120
 

Ekonomi Arşivi
Uzm.Klinik Psk.Gülşah AKÇAY CİVRİZ