Türkiye tarımda uçuyor mu, yoksa çöküyor mu? Şaban Buttanrı - Amatör Tarım Politikaları Yazarı


Ülkemizde geçmişten bu yana pek çok iyi tarım politikaları örneği var, ancak bunlar çoğunluğu elinde tutan kötü örneklerin gölgesinde kalıyorlar ne yazık ki. Bugün buğday ile ilgili bir kaç çarpıcı örneği paylaşacağım. Aynı zamanda, çok başarılı olduğumuz makarna, bulgur ve un üretimine ve ihracatına da dikkatlerinizi çekeceğim.

Kısaca 1980 yılına gidelim. Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre dünya buğday üretiminin 450 milyon ton olduğu ve ekim alanının yaklaşık 200 milyon hektar olduğu yıla. Türkiye o günlerde dünyanın en büyük 15 üreticisi içinde 7. sırada. Yani, kendi kendine yeten ilk 7 ülke arasında.

Ülke 1980 buğday üretimi (milyon ton)
ABD            95
Çin              80
Rusya         51
Hindistan   45
Fransa        29
Kanada       25
Türkiye        21
Pakistan     16
Avusturya   15
İtalya           13
Arjantin       11
Almanya       9
İspanya         8
İngiltere         7
İran                 7

2019 yılına geldiğimizde ise tablo o kadar iç açıcı değil ne yazık ki. Dünya buğday üretimi neredeyse iki katına çıkmış iken (750 milyon ton) ülkemizdeki üretim miktarı sabit kalmıştır.

Bunun yanı sıra, ülkemizin makarna ihracatı neredeyse sıfırdan 1.3 milyon tona, un ihracatımız 3 milyon tonun üzerine ve bulgur ihracatımız ise 250 bin tonun üzerine çıkmıştır.

Ülkemiz girişimcilerinin başarısının altını çizmekle birlikte, ekmeklik buğdayı ağırlıklı olarak Rusya Federasyonu’ndan, makarna üretiminde kullanılan sert buğdayın ise Kanada ve Meksika gibi ülkelerden takribi yılda 8 milyon ton olarak ithalat yolu ile sağlandığını belirtmek gerekir.

Burada hemen akla gelen ilk soru şu: Dünyanın en büyük un ihracatçısı ve yine dünyanın ikinci büyük makarna ihracatçısı olan ülkemiz ithal buğdayı temel alarak taşıdığı bu bayrağı uzun süre sürdürülebilir bir şekilde taşımaya devam edebilecek mi? Benim cevabım ne yazık ki "hayır”. Nedenlerini şöyle sıralayayım:
(i) Etrafındaki ülkelere göre Türkiye’nin lojistik avantajları gittikçe azalıyor,
(ii) Komşu ülkelerdeki müteşebbis ticari beceriler ve uluslararası ticaret bilgisi artıyor ve
(iii) Kâr marjlarını gören asıl hammadde üreticisi ülkeler bizim pazar payımıza göz dikip elimizden bu pazarları almanın yollarını arıyorlar.

Bu bilgiler ışığında aşağıdaki tabloda sunduğum 2019 buğday üretimi verilerini de dikkate alarak ve mevcut hakim konumumuzu maksimum düzeyde kullanarak, buğdayda onlarca farklı politikalar üretebiliriz. Ben halihazırda acilen alınması gereken üç önlemi sıralayayım.

Ülke 2019 Üretim (milyon Ton)
Çin                     131
Hindistan          100
Rusya                   72
ABD                      51
Fransa                  36
Kanada                 32
Pakistan               25
Ukrayna                25
Avusturya             21
Almanya               20
Türkiye                  20
Arjantin                 19
Iran                        15
Kazakistan           14
İngiltere                 13

1. Kaliteli buğday üretimi ve verimlerini dikkat ederek ihtiyacımız olan vasıflarda üretimi desteklemeyi teşvik etmeliyiz.

2. Dünyanın en iyi makarnalık buğdayının yetiştiği Anadolu Mezopotamya coğrafyasında sert buğday üretimi ekilim miktarını artırarak dışa bağımlılığı en aza indirgemeliyiz.

3. Başarılı bulduğum havza bazlı üretimi anlaşmalı ekim ile güçlendirerek organik buğday da dahil olmak üzere, marka buğday üretmeliyiz.

4.10 yıllık üretim hedefleri ve belirli bir planlama çerçevesinde gıda güvenliğini de göz önünde tutan üretim, depolama, çiftçi ve üretici destekleme eylem planlarını biran evvel hazırlayarak hayata geçirmeliyiz.

https://www.dunya.com/kose-yazisi/turkiye-tarimda-ucuyor-mu-yoksa-cokuyor-mu/483056
Ekonomi Arşivi
Uzm.Klinik Psk.Gülşah AKÇAY CİVRİZ